Batıl görüşlerin iç yüzü
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Hazreti Osman (Radiyallahu anhu) hakkında ki hadislerden bazıları
(Hayatü's-Sahabe, Cild 3, s. 92)
“Osman (Radiyallahu anhu)'ın oğlu Abdurrahman anlatıyor:
- Bir defasında Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem), Osman'ın hanımı olan kızı Rukiye'nin evine girdi.O esnada kızı, Osman
'ın başını yıkıyordu. Allah Resûlü:
- Kızcağızım, Ebû Abdullah'ı incitme. Çünkü o, Sahâbelerim arasından ahlâkı bana en çok benzeyendir, buyurdu.” (Taberani, Heysemi: 9/81.)
(Dört Büyük Halife Kitabı (Şemsüddîn Ahmed Efendi), s. 188)
Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis-i şerîfte
:“Bütün Peygamberler hayâtlarına bir kimse ile fahretmişlerdir, öğünmüşlerdir. Ben de Osman bin Affan ile öğünürüm, buyurmuştur.”
(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 9, Hadîs No: 1492, 1497)
(1492) “Enes ibn-i Malik (Radiyallahu anhu)'den rivâyet olunduğuna göre, Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) bir kere Ebû Bekr, Ömer, Osman (Radiyallahu anhu) ile birlikte Uhud'a çıkmıştı. Orada bulundukları sırada dağ deprendi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallalla-
hu aleyhi vesellem):
- Ey Uhud, uslu dur! Bil ki, üstünde bir peygamber, doğru seciyeli bir zât, iki de şehîd bulunuyor buyurdu.”
(1497) “Abdullah ibn-i Ömer (Radiyallahu anhu)'den rivâyete göre, Mısırlılardan birisi Abdullâh ibn-i Ömer'e gelerek:
- Ey İbn-i Ömer! Uhud günü Osman, (harbe iştirak etmeyip) kaçmıştır, bilir misin? diye sordu. İbn-i Ömer:
- Evet diye cevap vermiş. Sorucu:
- Onun Bedir gazasındanda çekinip gizlendiğini de bilir misin? demiş. İbn-i Ömer:
- Evet! Biliyorum diye cevap vermiş. O kimse:
- Osman Bîat-ı Rıdvan'da bulunmamıştır; bunu da biliyor musun? demekle İbn-i Ömer:
- Evet biliyorum diye tasdik etmiş. (Bu kimse sorgularına aldığı tasdik cevaplarını fikrine uygun bulup tahsîn ederek):
- Allahu Ekber, demiş. Bunun üzerine ibn-i Ömer(bu adamın yan
lış düşüncelerini düzeltmek üzere):
- Yahu şöyle gel bakayım! Sana hakîkatı bildireyim, diye şöyle izah etmiştir:
Uhud harbi günü Osman'ın firârı keyfiyeti: Ben çok iyi bilir, sana da bildiririm ki Cenâb-ı Hakk Uhud'da bulunamamak kusurunu afv ve bundan mütevellid günâhını mağfiret etmiştir. Bedir gazasından gaybûbeti ise, Osman'ın refikası olan Resûlullah'ın kızı (Rukiyye)nın Bedir seferi sırasında ağır hasta bulunması ve Resûlullah'ın Osman'a: Ey Osman, senin için Bedir'de hazır bulunan bir gâzî sevabı ve bir gazi ganimet sehmi vardır; buyurup izin vermiş olması sebebiyledir. Bîat-ı Rıdvan'da bulunamaması da (Mekke'ye vazife ile gönderilmiş olmasından
dandır.) Eğer Mekke havâlîsine Osman'dan ziyade şeref ve nüfuz sâhibi bir kimse bulunsaydı, muhakkak Resûlullah Osman'ın yerine onu gönderirdi. Resûlullah, Osman'ı gönderip o Mekke'ye gittikten sonra Bîat-ı Rıdvân icrâ edilmişti. Osman'ın bu şerefli bîatten mahrûm olmaması için Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) sağ eline işaret ederek: İşte bu, Osman'ın elidir, buyurup. Onunla sol eli üzerine vurdu da işte Osman için bîattır, buyurdu. Abdullah ibn-i Ömer Mısır'lı sorucuya (bu izâhâtı verdikten sonra):
- Sana verdiğim bu cevaplarla berâber artık şimdi gidebilirsin! dedi.” (Sünen-i Tirmizi, Cild 6, Hadis No: 3954.)