Bilal Nadirin dilinden

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Cum'a Hutbesi


 


Buhâri, Cum'a 26, Salât 64, Buyû 32, Hibe 3; Müslim, Mesâcid 45; Neseî, Mesâcid 45; Ahmed b.
(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 4, Hadîs No: 1080) “Ebû Hâzım ibn-i Dinar (Radiyallahu anhu)'dan: - Bazı insanlar minberin hangi ağaçtan olduğu konusunda münakaşa ederek Sehl ibn-i Sa'd es-Saidi'ye gelip sordular. Sa'd şöyle dedi: - Vallahi ben onun neden olduğunu çok iyi biliyorum. Onun mescide konulduğu ve Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın üzerine oturduğu ilk günde gördüm. Hz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) (Sehl'in adını da verdiği) falan kadına: - Marangoz kölene emret, benim için bir minber yapsın. İnsanlara hitap ettiğim zaman üzerine oturayım, diye haber gönderdi. Kadın köleye emretti. O da minberi Ğabe ılgınlarından yapıp getirdi. Kadında Hz. Peygamberimize gönderdi. Resûlullah emretti ve minber işte oraya kondu. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın onun üzerinde namaz kıldığını gördüm. Tekbir aldı, sonra onun üstünde iken rükû yaptı. Daha sonrada geri geri inip minberin dibinde secde etti. Bilahere (minbere) tekrar çıktı. Namazı bitirince cemaate dönüp: - Ey insanlar! Bunu ancak bana uymanız ve namazımı öğrenmeniz için yaptım, buyurdu.”


(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 3, Hadîs No: 499) Sünen-i Tirmizî, Cild 1, Hadîs No:
“Cabir ibn-i Abdillah(-i Ensarî) (Radiyallahu anhu)'den: - Bir hurma kütüğü vardı ki, Nebiyy-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) (Efendimiz hutbe esnasında) onun üzerinde dururdu. Kendisi için minber kurulduğunda (bu kütükten) gebe develerin iniltisine benzer (sesler çıktığını) işittik. Tâki Nebiyy-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) (minberden) inip de elini üzerine koyunca (sustu).”


(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 4, Hadîs No: 1092) Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 4, Hadîs No: 1093;
“İbn-i Ömer (Radiyallahu anhu)'den demiştir ki: - Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) (Cum'ada) iki hutbe okurdu. Minbere çıktığı zaman (zannediyorum müezzin ezanı) bitirinceye kadar oturur sonra kalkıp hitap eder, sonra yine oturur ve hiç konuşmaz, bilâhere kalkıp tekrar hitap ederdi.”


(Berikâ, Cild 4, s.531)
“BAHR'den nakledildiğine göre, hutbeyi dinleyen kimse için namaz kılmakta mekruh olur. Yemek, içmek, abesle iştigal etmek, yanlarına dönmenin mekruh olduğu gibi. Çünkü hutbe öğle namazının iki rek'âtı menzilesindedir. ” (İki rek'ât namaz sayılır.)

SADR-İ ŞERİA'da ise; imam hutbeye çıktığı zaman konuşmak ve namaz kılmak haram olur. Tâ ki namaz tamamlanmış olsun. Her ne kadar hutbeyi işitemeyecek kadar uzakta olsa da böyledir. (Çünkü hutbe farzdır.)

(İhyâu 'Ulûmi'd-Dîn, Cild 1, s.496)
“Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) hutbe okurken bir şahsın insanların omuzlarını çiğneyerek öne geçip oturduğunu gördü. Namazı bitirdikten sonra adama yaklaştı. Tam karşılaşınca Resûl-ü Ekrem: - Yâ filân, bugün niçin bizimle cum'ayı kılmadın? dedi. Adam: - Kıldım yâ Resûlullah! Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): - İnsanların omuzlarını çiğneyerek öne geçtiğini görmedik mi? buyurdular.”


(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 4, Hadîs No: 1094) Buhâri, Cum'a 30 (benzeri); Neseî, Cum'a 34; Ä
“Cabir ibn-i Semure (Radiyallahu anhu)'den: - (Cum'a günü) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in iki hutbesi vardı. Bu hutbeler arasında oturur, hutbelerde de Kur'ân okur ve cemaate nasihat ederdi.”