Bilal Nadirin dilinden

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Dar'ül Harbtir, Cum'a Namazi Kilinmaz Diyenlere

 



(Sûre-i Nisa, Ayet 102) Ömer Nasuhi Bilmen'in Kur'ân tefsirinden alınmıştır.
“Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracağın zaman onlardan bir zümre seninle beraber namaza dursun, silahlarını da alıversinler. Bunlar secde edince arka tarafınızda bulunsunlar ve namazı kılmamış olan diğer bir zümre de gelsin seninle beraber namazı kılsın ve ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını da alıversinler. Kâfir olan kimseler arzu ederler ki, siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil bulunasınız da sizin üzerinize bir baskın ile baskında bulunuversinler ve eğer size yağmurdan bir eziyet varsa veya siz hasta bulunmuşsanız silahlarınızı bırakmanızdan dolayı üzerinize bir günah yoktur ve ihtiyat tedbirlerinizi alınız. Şüphe yok ki, Allah'u Teâlâ kâfirler için hakaret bahş olan bir azab hazırlamıştır”


Namaz kıldıracağın zaman askeri ikiye ayır. Bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Sana uyanlar seninle beraber secde edince birazı arka tarafınızda düşman önünde bulunsunlar ve sizi korusunlar. Seninle bir rek'ât kılan düşman önüne muhafız olarak dursun. Düşman önündeki gelsin seninle ikinci rek'âtta iken sana uysun bir rek'ât seninle kılsın sen selâm verince onlar ayağa kalkıp ikinci rek'âtı kendi kendilerine birer rek'ât kılsınlar.

Düşman önünde o kadar tehlike olduğu halde Allah'u Teâlâ ne iki yerde kılmaya ne de terketmeyi yaptırmıyor. Aslında bizde bir yerde kılmamız lâzım. O kadar büyük tehlike olursa aynı şartlarla kılmamız lâzım. Tehlike varsa böyle kıl, değilse normal kıl. Allah'u Teâlâ iki yerde kılmayı önermiyor. Ne kadar tehlikede olsa yine bir yerde tarif ettiği gibi kılınmalıdır. Şimdi bir şehir de 50 yerde kılınıyor. İşte onun için zuhr-u ahir ve sünnetlerin kılınması şart oluyor.

(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 3, Hadîs No: 510) Sünen-i Tirmizî, Cild 1, Hadîs No:
“Abdullah ibn-i Ömer (Radiyallahu anhu)'dan; şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Necid tarafına müteveccihen gazaya gitmiştim. Düşmanın hizasına geldik. Onlara karşı saflarımızı düzdük. (Namaz vakti gelince) Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz bize, kıldırmak üzere namaza durdu. Bir kısım (Ashâb) da onunla beraber (namaza) durdular, diğer kısım (ise) yönünü düşmana çevirdi. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) kendisiyle birlikte olanlarla beraber rükûa vardı ve iki (defa) secde etti. Derken (beraber namaz kılanlar henüz) kılmamış olan taifenin yerlerine gittiler. Ötekiler de gelip Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'in arkasında durdular. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) onlarla beraber (de) rükûa varıp iki secde etti. Sonra selâm verdi. (Ondan sonra) o iki taifenin her biri (nöbetleşe namaza) durup kendi hesaplarına birer kerre rükûa varıp ikişer secde ettiler.”


(Bu hadîs-i şerîfi Hanefiler kabul etmiştir.)

(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 10, Hadîs No: 1594) Kütüb-i Sitte, Cild 9, Hadîs No:
“Sehl ibn-i Ebû Hasme (Radiyallahu anhu)'den [ki, müşârün-ileyh Zâtü'r-Rikâ' günü Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber hazır bulunup korku namazı kılanlardandır.] şöyle rivâyet olunmuştur: Askerin bir kısmı Resûlullah ile beraber (namaz için) saf bağladı. Öbür kısmı da düşman karşısında saf bağladı. Rasûlullah kendisiyle beraber bulunanlarla bir rek'ât kıldı. Sonra Resûlullah ayakta durdu. Kendisiyle bir rek'ât kılanlar kendi başlarına (bir rek'ât daha) kılarak (iki rek'âtı) tamamladılar. Sonra çekildiler ve düşmanın yüzüne karşı saf bağladılar. Ve (düşman karşısında bulunan) öbür taife gelip Resûlullah'ın geri kalan bir rek'ât namazını onunla birlikte kıldılar. Sonra Resûlullah (Tahiyyata oturdu. Namazdan çıkmayıp) oturmakta devam etti. Cemaat de bir rek'ât kendi başlarına kılıp tamamladılar. Sonra Resûlullah bunlarla beraber selam verdi.”


Bu hadîs-i şerîfi İmam Şafîi, Hanbeli ve Mâliki kabul etmiştir. Bununla amel ederler.

(Sûre-i Bakara, Ayet 239)
“Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binek üzerinde (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman da, tıpkı Allah'ın size bilmediğiniz şeyleri öğrettiği şekilde, O'nu zikredin.”


Kesinlikle Allah'u Teâlâ'nın emrinde kılmamak, tehirlemek yok. Dar'ül Harbtir Cum'a namazı kılınmaz, Cum'a namazı kılmayı nerden çıkarıyorsunuz? diyenlere deriz ki; Kur'ân-ı Kerim'den, hadîs-i şerîften daha üstün delil kaynak ve misal verilmesi gereken şey var mı?