Bilal Nadirin dilinden

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Halaka-i Zikirde Ortaya Oturulmaması Hakkında Hadîs-i Şerifler

 

Aşağıdaki hadîs-i şeriflere göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) zikrullah halkasında ortaya giren, dönen, ortada duran, idareci gibi olanların, hepsini men ediyor. Bu nedenle ortaya girmek, tamamen mahzurludur. Mevlevilerin ayrı ayrı olduğu yerde ayakta dönmeleri ortaya girme demek değildir. Onların yaptıklarının mahzuru yoktur. Hepsi halka olur bir kişi ortaya girer bu mahzurludur.

 


(Sünen-i Tirmizî, Cild 4, Hadîs No: 2900)
Miclez'den rivâyet edilmiştir: Adamın biri halkanın ortasında oturdu ve bunun üzerine Huzeyfe (Radiyallahu anhu) şöyle dedi: - Halkanın ortasında oturan kişi, Muhammed'in dili (ifadesi) ile mel'undur veya Muhammed'in diliyle Allah ona lânet etmiştir
.

Bu hadis hasen-sahîh'tir.
Ebû Miclez'in adı Lâhık bin Humeyd'dir.

(Berika, Cild 5, Sayfa 334)
Ebû Dâvûd'un, Huzeyfe (Radîyallahu anhu)'den rivâyet ettiği hadise göre: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem): “Bu halkanın ortasında oturan kimseye lânet etti.”


(İslâm'da Helâller ve Haramlar İbn Hacer El-Heytemi, Cild 1, Sayfa 421-422)
Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâvûd, Tirmîzi ve Hakim'in Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den rivâyetlerinde Resûl-i Ekrem: “Le anallahü mencelese ve setal halgati...İla Ahir.” “Halka (teşkil eden cemaatin) ortasında oturan kimseye Allahu Teâlâ lanet etsin,”

buyurmuştur.

Tirmîzinin hasen ve sahih senedlerle rivâyetinde; adamın biri halka meydana getiren topluluğun ortasında oturmuştu.

Huzeyfe (Radiyallahu anhu) :
-“İşte bu adam Resûl-i Ekrem'in dilinde melûndur,” dedi.
“Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) doğrudan doğruya halka teşkil eden her cemaatin ortasında oturmayı men ediyor. Doğrudan doğruya halkanın ortasında oturanlara lânet ediyor.”

(El-Uhûdü'l-Kübrâ (İmam Şa'rânî), Sayfa 1003)
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz'in bizlere vasiyetlerinden biri de zikir meclisi olsun, ilim meclisi olsun hiçbir meclis halkasının ortasında oturmamamız hakkındadır.
Ebû Dâvud merfuan şu hadîsi anlatır:

“Hak Teâlâ, halkanın ortasında oturan bir kimseyi lânetlesin.”


(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3326)
Ebû Miclez anlatıyor;“ Bir adam halkanın ortasına oturmuştu. Huzeyfet İ'bnu'l-Yemân (Radiyallahu anhu) dedi ki; - Halkanın ortasına oturan, Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)'in diliyle lânetlenmiştir.


Mevleviler zikirde dönerler. Çünkü kendi tarikatlarında vardır ve onların hepsi birlikte döner. Onlarda da zikrullah halkasının ortasında bir tek kişinin dönmesi, durması, caiz değildir.

Kadiri zikrinde de ayakta zikir vardır. Müzekki-n-Nüfus Kitabında, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ashâbla birlikte ilk defa otururken sonra ayakta zikrullah ettiklerini yazıyor. O tarifte şöyle: Şiddetli rüzgâr karşısında ağaçların eğilip eğilip kalktığı gibi el elden tutulur ve ağacın kökünün kımıldamadığı gibi zikredenlerinde ayakları kımıldamaz, eğilir eğilir kalkarlar, “Allah, Lâ ilâhe illallah” diyerek zikrederler. (Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in ayakta zikrullah yaptığı ileride genişçe anlatılmıştır.) Kadınlar ayakta zikir yapmazlar.

Yalnız bir şeye dikkat edilmelidir ki, zikrullaha başlamadan ve zikrullahı bitirdikten sonra duadan evvel Kur'ân-ı Kerim okumayı ihmal etmemelidir. Zikrullah yapılırken bir çok usuller vardır. Bu usullerin bazısını uygulayıp bazısını uygulamasan da olabilirdi. Ama şu zamanda ümmet fesada gitmiş sünnet-i Resûlullah fesada gitmiş. Hakiki sünneti yapanlar az kalmış, yapılmaya yapılmaya unutulmuştur.

Sünneti bid'at, bid'atı sünnet olarak gösterenler çoğalmıştır. Hatta en müslüman görülen bazı kimseler buna muhalefet ediyorlar. Bizim de onların yaptıklarına muhalefet için sünnetin hepsini tam tamına uygulamamız, yapmamız lâzımdır.