Bilal Nadirin dilinden

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Okuma

 

Şeker bal kaymaktan tatlıdır sözü,
Peygamber vekili kutuptur özü,
Şafağın renginden kırmızı yüzü,
O mübarek yüzü nurdur şeyhimin.

Seher vakti bülbül gibi ötüşen
Sadakatle saliklere katışan,
Tarikat yolunda aşta tutuşan,
Sadık ihvanları vardır şeyhimin

Şeyhim Efendim bizler ğulami,
Görürseniz benden söylen selamı,
Mübarek ağzından çıkan kelâmı,
İnci mercan cevahirdir Şeyhimin

Niceleri aşk gölünde yüzüyor,
Mecnun olup sahralarda geziyor,
İbrahim'de kasideler yazıyor,
Nice aşıkları vardır Şeyhimin.

İbrahim Hoca.


Bismillâhirrahmânirrahîym

OKUMA

Sivas'a gittiğimizde okunup iyi olanları gören iki tane ufak talebe bana: “Hangi ayeti nasıl okuyorsun?” diye sordular. Ondan çok etkilendim. Ufak talebe merak ediyor, soruyor, onlardan başka hiç kimse sormuyor. Halbuki herkese bizim dinimiz, Kur'ân-ı Kerim, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ve Allah'u Teâlâ büyük mü? diye sorarsanız büyük derler. Ne kadar büyük? deseniz, çok büyük der. Fakat inanılması zor olan şeylere de Allah'u Teâlâ yapar mı yapar diye inanamaz.

Sivas televizyonunun bizimle röportaj yapan spikerinin sorularına cevap verdim. Sorular bitince hastalar okunup iyi oluyormuş, bize örnek verebilir misiniz? diye sordular. Bende buraya toplanan halktan sorun dedim. Hasta olup iyi olanlar anlattılar. İçlerinden bir tanesi de benim evlerine gittiğimi, orda çocukların öldüğünü üzülmesin diye bana duyurmadıklarını, bilâhare sabah olunca çocuğu diri gördüklerini ve çocuğun halen yaşadığını anlattılar. Bunu televizyondan dinleyenlerden;

Sivas Hür Doğan Gazetesinin 30. Ağustos 1994 Cumartesi tarih ve 623 sayılı gazetesinde hakkımızda aşağıdaki yazı çıkmıştır.

Mazlum der'den SRT'ye tepki;
Mazlum der ve Hayat sağlık vakfı ortak bir açıklama yaparak SRT'de geçtiğimiz gün yayınlanan bir proğramı eleştirdi ve bu tür proğramların yanlış olduğunu duyurdu.

Ortak açıklamada bu tür proğramların İslam dinine, Kur'ân'a, tıp bilimine ve insan aklına saldırı olduğu belirtildi.

Mazlum der tarafından yapılan açıklama aynen şöyle;

17. 8. 1994 günü akşam SRT ekranında gösterilen Şeyh Hilmi Baba adındaki kişinin ve müridlerinin açıklamaları ve tavırları yüce İslâm dinine, Kur'ân'a, tıp bilimine insan aklına ve insan haklarına karşı bir tecavüzdür. Gerçek tasavvuf kimsenin reddedemeyeceği bir ruh terbiyesidir ve bu ruh terbiyesinin gerçekleştirilmesi Kur'ân ve sünnet ölçüleri ile mümkündür.

Söz konusu proğramda iddia edilen ölü diriltme olayı ameliyatlık vak'aları okunma ve sürme vak'aları ile iyileştirmesi mucizeleri sadece ve sadece Hz. İsa (Aleyhis-selâm) Efendimize verilmiştir. Asa mucizesinin sadece Musa (Aleyhis-selâm)'a verildiği gibi.

Bu tür mucizelerin sadece Peygamberlere verildiği gerçeğinden hareketle bu şahsında peygamber olması söz konusu olmadığına göre bu tür işler üfürükçülük ve islâma mal edilmez. Yapım ve proğramları beğeni ile izlenen Sivas'ımızın tek görsel yayın organı SRT'nin böyle bir olaya vesile olmasını yadırgıyoruz.

Değerli halkımızın Kur'ân ve sünnete aykırı bu tür safsatalara itibar göstermemesi temennisi ile saygılar sunuyoruz.
Gazete'nin yazısı burada bitmektedir.

Buna karşı deriz ki;
Bunu sayılanların hepsini yapacak olan Allah'u Teâlâ'dır. Onun yapmayacağı veya yapamayacağı bir şey olmadığına, kesin inanmamız lâzımdır. Allah'u Teâlâ için bir baş ağrısını geçirmekle, bin ölüyü diriltmek arasında bir fark yoktur. Baş ağrısını geçirende Allah'u Teâlâ'dır, bin ölüyü diriltende Allah'u Teâlâ'dır. Allah'u Teâlâ'ya zorluk olmadığına göre yapar, olur diyemiyorlar. “İsa (Aleyhis-selâm)'dan başka ölüyü dirilten olmadı. Bu tür mucizeler peygamberlere verilmiştir” denilmektedir.