Bilal Nadirin dilinden

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Tarikat

 

Tarikatı inkâr edenler kâfir olur mu, olmaz mı? diye soruyorlar. Kur'ân-ı Kerim'de:

 

(Sûre-i Ahzab, Ayet 41)
“Ey Allah'a iman edenler! Allah'ı çok zikredin.”

“Beytullah'ın etrafında yüksek sesle zikrullah etmek, Sefa ile Merve arasında koşarak zikretmek, “Bismillahi Allahu Ekber” diye şeytana taş atmak, yeryüzünde zikrullah etmeyi kullara öğretmek içindir. Başka bir şey için değildir” hadîsine göre haccdan maksat, cehren sesle zikrullah'ı kullara öğretmektir. Yine: “Siz menasiki haccı bitirdikten sonra babalarınızı nasıl çağırarak zikrediyorsanız, ondan daha fazla çağırarak Allah'ı zikredin.” Çünkü onlar haccı bitirince babasını, ceddini överler bağırarak nutuk verirlerdi. Zikirde siz ondan daha fazla bağırın, demektir.

Bu ayet ve hadislerde dediğine göre zikrullah emr-i İlâhidir. Allah'u Teâlâ'yı çok zikretmek, farzdır. Tarikatta zikrullah çok yapılınca bu farzı tarikat ehli yapıyor. Ayrıyeten tarikat vaciptir. Allah'u Teâlâ'nın kesin emir ve nehiyleri farzdır. Bu âyete göre zikrullahı çok yapmak kesin emir (farz)'dır. Yine Kur'ân-ı Kerim'de işaret edilenler vaciptir. Ayet ve Hadîs-i şerîflerde işaret edilenlerin birçokları tarikatta yapılınca hakiki tarikatta vaciptir. Nafile namazların yapılması gerektiğine hem Kur'ân-ı Kerim' de işaret ediliyor, hem de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) hadîs-i şerîflerinde buyuruyor. En kıymetli tefsir kitaplarının bazılarında bile Kur'ân-ı Kerim'deki zikrullah âyetlerini “Anmak” diye yazıyor.

Tasavvuf âlimlerinin zikrullah halkası kurup toplu veya yalnız Allah'u Teâlâ'nın isimleri ile çağırarak veya gizli olarak Allah'u Teâlâ'nın isimleri ile zikretmelerinin başı bu âyettir. Bir kâfir müslüman olmak isterse “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” söylettiriliyor. Bu anmak mıdır? Bir kişi öleceği zaman yine şahadet kelimesi getirttirilip hem de “Allah Allah” dedirttiriliyor. Bu anmak mıdır? Bir kâfiri mü'min eden, bir mü'minin ölürken imanını kurtaran zikrullahı söylemeyip, anmaktır, hatırlamaktır gibi küçümseyip kısaltmak, söylememek ne kadar hazindir! Mü'minlerin bir araya toplanıp hep bir ağızdan “Allah, Allah”, “Lâ ilâhe illallah” ve Allah'u Teâlâ'nın diğer doksan dokuz isimlerini hep bir ağızdan söylemek anmak mıdır? Ezan, kamet anmak mıdır? Bunların hepsi sesli zikrullahtır. Ezanda kamette La ilahe illallah diye bağrılıyor.

(Sûre-i A'raf, Ayet 180)
“En güzel isimler (el-Esmaül-hüsna) Allah'ındır, o halde O'na o güzel isimlerle dua edin. O'nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.”


(Sûre-i İsra, Ayet 110)
“De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır”¦(İlâ âhir).”


(Sûre-i Haşr, Ayet 24)
“O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedir. O, galip olan her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.”


Evliyaullahtan bir zât boyacı dükkanının önünden geçerken: “Boyacı boyacı ah! Beni yaktın boyacı” diyor. Boyacı: “Bizim kızımıza göz koydu” deyip onu mahkemeye veriyor. Hakim, o zâta sorunca elindeki her türlü çiçekten olan demeti göstererek; "Ben bunları boyayan boyacı için öyle dedim” diyor. Hem millet manasını anlıyor hem de kendisi berat ediyor.

Zikir; namaz kılmak, Kurân-ı Kerim'i okumak, mevlid okumak, Allah'u Teâlâ'nın isimlerinden birini veya birkaçını çağırarak söylemenin hepsine denir. Ama zikrullah diye bir tek Allah'u Teâlâ'nın ismini veya isimlerini tek başına veya toplu olarak hep bir ağızdan söylemeye; aşk gelirse herkesin kendi kendine o isimlerle çağırmasına zikrullah denir. Zikir aynı zamanda anmaya, hatırlamaya da denir. Türk ordusu asırlardan beri düşman üzerine hücuma kalkarken hep bir ağızdan zikrullah ederek “Allah Allah” diye hücuma kalkar. Alay davulu hücum borazanı çalınır, hep bir ağızdan zikrullah edilir. Mehter takımında da aynıdır.

(Sûre-i Maide, Ayet 35)
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol (vesile, çareler) arayın ve yolunda cihad ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”


Allah'u Teâlâ'ya yaklaşmak için hakiki tarikat en büyük vesiledir. Bu âyete göre tarikat vaciptir. Bunun dışında Allah'u Teâlâ'ya yaklaşmak için vesile nasıl yapılıyor, kim yapıyor? İşte bir tek hakiki tarikat ehli beş vakit farz namazdan fazla olarak nafile olan teheccüd, işrak, kuşluk, evvabin namazlarını kılar. Bir ay farz oruçtan fazla Recep, Şaban, Muharrem v.b bazı mübarek günlerde oruç tutar. Ayrıca zikrullah eder ve tesbih, ders çeker. Bunların hepsini yapmak âyette buyurulan «vesile, çare aramaktır.»

Ayette sabikundan olup fazla çalışmamızı da emrediyor.