Cevahirül İslam

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Sayfa 1/141
Sonraki Sayfa

Hacı Muhammed Bilal-i Nadir Hazretlerinin Tanıtımı

 

Bismillahirrahmanirrahiym.

 

Bilâl Babam: Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretleri Gazianteb'in İs-lahiye kazası eski adı Erikli Belen yeni adı Kozuluk Köyünde (1895) tari-hinde dünyaya gelmiştir. Dedem Abdullah Efendinin erkek evladı yaşamı-yor, tekrar evleniyor. Ondan da erkek evladı olmuyor. En son ilk eşinden Bilâl Babam dünyaya geliyor. Dedem Abdullah Efendi, köyün zenginlerinden ve sürü sahibi imiş. Çocuğun hayırlı ve uğurlu olması için yedi gün üst üs-tüne her gün bir koç kestirip mevlid okutuyor. Zamanın en meşhur alimle-rine dualar yaptırıyor. O zamanın en alimine dedem:

- Çocuğun ismini ne koyalım diye soruyor? O zat:

- Peygamberimizin ve Müezzininin ismi olsun diyor. “Muhammed Bi-lâl” koyuyorlar.Dedemin okumuşluğu olmadığından babamı, Kur'ân-ı Kerim öğrenmesi için köy hocasına gönderiyor. O köy yayla olduğundan kışın ço-cuklar okumaya gidemiyor. Fakat dedem, her gün babamı atının terkisinde götürüp, getiriyor. Okumasını ve yazmasını temin ediyor. Okumayı ve yaz-mayı tamamen öğrendikten sonra; Bilâl babam “Çocuk yaşımda her yemek sofrasında bana Kur'ân okutur, müezzinlik yaptırırdı. Sesim uzaklara daha iyi duyulduğu için bilhassa Ramazan ayında camide müezzinliği bana yap-tırırlardı” diyor.

 

Bilâl Babam 15 yaşlarında iken dedem vefat ediyor. Evin geçimi baba-mın üzerine kalıyor. Tüccarlık, ticaret, çerçicilik ve çiftçilik gibi çeşitli mesleklerde çalışıyor. Daha sonra eline Müzzekki'n-Nüfus  kitabı geçiyor. Bu kitap Tarikattan bahseder. Bu kitabı okuyor ve onunla amel ediyor. O ki-tapta “Şeyhi olmayanın dini tamam değildir. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır,”[1]yazısını okuyunca şeyh aramaya koyuluyor. Bu söz Beyâzıd-ı Bestami Hazretlerine ait olup Eşrefoğlu Rumi Hazretleri'nin Mü-zekki'n-Nüfus kitabında yazılıdır.

Gaziantep'te Kahramanmaraş'ta bir çok şeyhlere gidiyor. Kalbini mut-main edici (Kendisini tatmin edici) bir şeyh bulamıyor. Yine çok aşklı, ter-ki dünya etmiş Sivaslı Osman Efendi isminde bir dervişle tanışıyor. O da babamın evinde kalıyor. Babam:

-  Osman Efendiyle kardeş gibi olduk diyor ve beraber şeyh aramak için Suriye'ye gitmeye karar veriyorlar. Babam atına biniyor, bir kese meci-diyeyi de yanına alıyor, hududa geliyorlar. Köyde bir adamın;

- Sizi atla bırakmazlar demesi üzerine o adama atı, diğer birinin de:

- Para ile bırakmazlar demesi üzerine  o kimseye de paralarının tü-münü kesesiyle veriyor. O zamanda huduttan atsız, parasız geçersen serbest geçebiliyormuşsun. Osman Efendi:

- Atı ve parayı verme diye itiraz ediyorsa da, babam veriyor.

- Bizim niyetimiz doğru ise at da, para da bizi gelir, bulur. Bunların hepsi Allah'u Teâlâ'nın bizi denemesidir, diyor. Bilâl babam hududu geçip biraz gittikten sonra köy heyeti parayı alanın kumarcı olduğunu bildikle-rinden adam kumar masasının başında, kumar oynamaya başlayacağı zaman yetişiyorlar. Karakol çavuşunun müsadesi ile parayı adamın elinden alıp, bir adamı kendinin atına bindirip atını ve para kesesini babama gönderi-yorlar. Bilâl Babam Suriye'de de Müzekki'n-Nüfus kitabında yazılan vasıf-lara uygun bir şeyh bulamıyınca geri dönüyorlar.

 

Bilâl Babam Kahramanmaraş'ta  Nakşi Şeyhi Abid Efendi'den ders a-lıyor. Mürid olarak müridi imiş gibi o şeyhinin hizmetini görüyor. Şeyhi i-miş gibi şeyhin müşkülünü hallediyor. Oradan da ayrılmak mecburiyetinde kalıyor. En son Hulefâ-i Kâdirî'den Şeyh Hafız Ali Efendiye gidiyor. O da Abid Efendi gibi büyük zattır. O kendisi ile uzun boylu konuşuyor. Bilâl babam, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i, Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali'yi rüyasında gördüğünü her biri-sinin kendisine birer emanet verip bizim yerimize vekilsin dedikleri ve benzeri rüyalarını Hafız Ali Efendiye söyleyince; o zat:

- Ben sana ders veremem; kim sana ders veririm derse, yalan söylüyor. Senin ki Üveysi'dir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Veysel Garani'yi şeyhsiz yetiştirdiği gibi  seni de aynı yetiştirecektir.



[1]
-            Müzekkî'n-Nüfus, s. 419.

Sayfa 1/141
Sonraki Sayfa

Kitapta Ara

Kitap İndeksi