Din ve Ahlak

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Sayfa 1/50
Sonraki Sayfa

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretlerinin Tanıtımı

Bilâl babam: Hacı Muhammed BilâliNadir hazretleri Gazianteb’in İslâhiye kazasıeski adı Erikli belen yeni adı Kozuluk köyünde (1895) tarihinde dünyaya gelmiştir. Dedem Abdullah efendinin erkek evladı yaşamıyor, tekrar evleniyor. Ondan da erkek evladı olmuyor. En son ilk eşinden Bilâl babam dünyaya geliyor. Dedem Abdullah efendi köyün zenginlerinden olup sürü sahibi imiş. Çocuğun hayırlı ve uğurlu olması için yedi gün üst üstüne her gün bir koç kestirip mevlid okutuyor. Zamanın en meşhur alimlerine dualar yaptırıyor. O zamanın en âlimine dedem:

Çocuğun ismini ne koyalım diye soruyor? O zat:

- Peygamberimizin ve müezzininin ismi olsun diyor. “Muhammed Bilâl” koyuyorlar. Dedemin okumuşluğu olmadığından babamı Kur’anı kerim öğrenmesi için köy hocasına gönderiyor. O köy yayla olduğundan kışın çocuklar okumaya gidemiyor. Fakat dedem, her gün atın terkisinde götürüp getiriyor. Okumasını ve yazmasını temin ediyor. Okumayı ve yazmayı tamamen öğrendikten sonra Bilâl babam “çocuk yaşımda her yemek sofrasında bana Kur’anı okutur, müezzinlik yaptırırdı. Sesim uzaklara daha iyi duyulduğu için Bilhassa Ramazan ayında camide müezzinliği bana yaptırırlardı” diyor.

Bilâl babam 15 yaşlarında iken dedem vefat ediyor. Evin geçimi babamın üzerine kalıyor. Tüccarlık, ticaret, çercicilik ve çiftcilik gibi çeşitli mesleklerde çalışıyor. Daha sonra eline Müzekkin Nüfus kitabı geçiyor. Bu kitap Tarikattan bahseder. Bu kitabı okuyor ve onunla amel ediyor. O kitapta “Şeyhi olmayanın dîni tamam değildir. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Yazısını okuyunca şeyh aramaya koyuluyor. Bu söz Beyazıd-ı Bestami hazretlerine ait olup Eşref oğlu Rumi hazretlerinin Müzek-kin nüfus kitabında yazılıdır.

Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta bir çok şeyhlere gidiyor. Kalbini mutmain edecek bir şeyh bulamıyor. Yine çok aşklı, terk-i dünya etmiş, Sivaslı Osman efendi isminde bir dervişle tanışıyor. O da babamın evinde kalıyor. Babam:

- Osman efendi ile kardeş gibi olduk diyor ve beraber şeyh aramak için Suriye’ye gitmeye karar veriyorlar. Babam atına biniyor bir kese mecidiyeyi de yanına alıyor, hududa geliyorlar. Köyde bir adamın :

- Sizi atla bırakmazlar demesi üzerine O adama atı, diğer birinin de :

- Para ile bırakmazlar demesi üzerine O kimseye de  paralarının tümünü kesesi ile veriyor. O zamanda huduttan atsız, parasız geçersen serbest geçebiliyormuşsun. Osman efendi:

- Atı ve parayı verme diye itiraz ediyorsa da, Babam veriyor.

- Bizim niyetimiz doğru ise at da, para da bizi gelir, bulur. Bunların hepsi Allah’u teala’nın bizi denemesidir,diyor. Bilâl babam hududu geçip biraz gittikten sonra köy heyeti parayı alanın kumarcı olduğunu bildiklerinden adam kumar masasının başında kumar oynamaya başlayacağı zaman yetişiyorlar. Karakol çavuşunun  müsaadesi ile parayı adamın elinden alıp, bir adamı kendinin atına bindirip atını ve para kesesini babama gönderiyorlar. Bilâl babam Suriye’de de Müzekkin-Nüfus kitabında yazılan vasıflara uygun bir şeyh bulamayınca geri dönüyorlar.

 

Sayfa 1/50
Sonraki Sayfa

Kitapta Ara