Haki Payi Fahri Alem Mustafa 1
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Önsöz
Bu kitabımızı yüzlerce hatta binlerce vatandaşlarımızın sorularını cevaplandırmak için yazıyorum. Milletimiz, tasavvuf ve tarikat pirleri meşayıhlar ve mürşidi kamiller ile zahiri alim hoca, müftü, vaaz diyanet reisi vs.. bu ikisinin yaşamlarının ve sözlerinin neden ayrı ayrı olduğunu bana sorup bunlar hakkında kendilerini aydınlatmamı istiyorlar. Bende aklımın yettiği kadar aydınlatmaya çalışıyorum. Maksadım bu okuyucularımızın sorularına cevap vermektir. Yoksa tarikatı övmek, tarikatı yaymak gibi ve benzeri bir amaçla bu yazıları yazmıyorum. Kitabımızın içinde bazı şeyleri anlatırken şeyh diye yazıyorum ve şeyh kelimesi ile hitab ediyorum, Bunu zahir ilmi hocalarla batın ilmi şeyhleri ayırt edebilmek için söylüyorum. Bunları da Kur'an-ı Kerim'de ki şu ayetlere dayanarak söylüyorum:
Şuayb (Aleyhis-selam)'ın kızları Musa (Aleyhis-selam)'a:
dediler.
İbrahim (Aleyhis-selam)'ın ailesi Cebrail (Aleyhis-selam)'a İbrahim (Aleyhis-selâm)'ı göstererek:
dedi.
Okumadan maksat anlamaktır, yazmaktan maksat anlatmaktır. Zahir ilmi, batın ilmi, ledün ilmi, kitap ilmi vb.. bu gibiler açıklanmamış okuyucularımızı bu hususta aydınlatmak ve kendilerini tam ikna etmek için yazıyorum. Bu yazılan ayetlerden anlaşıldığına göre şeyh müslümanların kamil, yaşlı, herkese söz dinleten alimlerine denir. Kafirlerin yaşlılarına müsin denir.
Hadîs-i Şerif:
İşte bu hadisi-i şeriflere ve bu saydıklarıma göre bu ulema zahir alimler değil hakiki şeyhlardır. Allahu Teala'da Peygamberlerden olan Şuayb (Aleyhis-selam)'a İbrahim (Aleyhis-selam)'a şeyh diye hitap edildiğini söylüyor. Demek ki bu ayetlerden anlaşıldığına göre peygamberlerin varisleri ulemalardır.
Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e
Mürid kelimesini de bu ayete göre söylüyorum. Başka bir kasıtla, maksatla değil sadece okuyucularımıza anlatabilmek için bu ayetlere göre yazıyorum.
Devlet yol yaparken bazı hadiseler oluyor. Herkesin evini, arsasını, bahçesini istimlak edip yol yapıyor. Bazı kabirleri yıkamıyorlar. Yani kabir sahibi yıktırmıyor. Bu Türkiye'nin her yerinde var. Ankara'da Hacı Bayram Veli'ye çıkarken Gül Baba'yı yıkamadılar, çarşı ortasında bulvar içine aldılar. İstanbul'da Boğaz köprüsü için çevre yolu yapılırken yol Mahmud baba türbesine geldi. Orayı da yıkamadılar. Bunu gazeteler Mahmud baba türbesinin dokunulmazlığı var kendi dokunulmazlığını kendi yapıyor diye manşet attı. Bunlar hep hakiki şeyhtır.