HİLMİ BABA HAZRETLERİNİN GÖSTERDİĞİ BU KERAMETLERE SİHİRDİR? DİYENLERE CEVAP

HİLMİ BABA HAZRETLERİNİN GÖSTERDİĞİ BU KERAMETLERE SİHİRDİR? DİYENLERE CEVAP:

Küfrü inadi olan kafirler de, peygamberlerden aklen olması imkansız olan mucizeler göstermelerini istemişler, peygamberler onların istedikleri mucizeleri yerine getirince de, iman etmemeyi kafaya koyan küfr-ü inadi olan bu kafirler, çaresiz kalıp hiçbir çıkış yolu bulamayınca; bu ancak bir sihirdir, demişlerdi.

Örnek olarak Sure-i Hicr, âyet 14-15’te şöyle geçmektedir:

“Biz, onlara; semadan bir kapı açsak, onlar da bütün gün o kapıdan yükselmek ile acâib semâvâtı görseler, yine inanmazlar, inadlarında ısrar ederler. Ve yine gözlerimiz, hakikatı görmez oldu; belki Muhammed bize sihir yaptı da, hakikatlerden uzak olan hayaller gördük, derler.”

Yine Sure-i Kamer, âyet 1-3’te bu husus şu şekilde geçmektedir:

– “Kıyamet yaklaştı ve ay iki şak oldu (ortadan iki eşit parçaya bölündü). Mekke kafirleri Rasulün Peygamberliğine delil olan mucize görürlerse ondan yüz çevirir ve: Bu süregelen bir sihirdir, derler. Velhasıl bu mucizeleri gördükleri halde yine Rasulü yalanlar ve hevâlarına tabi olurlar.”

Yine aynı şekilde İsa (Aleyhis-selam)’a şu Sure-i Maide, âyet 110’da gösterdiği mucizelere yahudiler sihirdir, diyerek inanmadılar:

- “Kıyamet günü Allah’u Teala İsa İbni Meryem (Aleyhimes-selam)’a buyuracak ki: Yâ İsa İbn-i Meryem! sana ve annene şu zamanlarda ihsan ettiğim nimetleri zikret. Seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail Aleyhis-selam) ile kuvvetlendirdim. Sen de beşikte çocuk iken ve daha sonra otuz yaşını geçmiş olduğun halde insanlara konuştun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İznim ile çamurdan kuş şekli yapar ve ona üfürürdün; o da iznimle kuş olur, uçardı ve iznimle anadan doğma körlerin gözlerini açar ve baras illetine yakalananları (yani vücudunda beyaz beyaz lekeler bulunanları) da şifaya kavuştururdun ve iznimle ölüleri diriltirdin. Mucizeler gösterdiğin Ben-i İsrail’den kafir olanlar, gösterdiğin mucizelere: Bunlar sihirden başka bir şey değildir! dedikleri vakit, Seni sakladım ve onları men eyledim (yani seni onların elinden kurtardım, seni çarmığa geremediler).”

Musa (Aleyhis-selam)’a şu Sure-i Yunus, âyet 76-77’de gösterdikleri mucizeler karşısında bu küfrü inadi olanlar sihirdir, demişlerdir:

- “Musa (Aleyhis-selam), onlara bizim tarafımızdan mucizeler ile geldiği zaman: Bu mucizeler âşikar sihirden başka bir şey değildir, dediler. Musa (Aleyhis-selam) onlara: siz, mucize geldiği vakit, bu mucize değil sihirdir, diyor musunuz? Bu sihir midir? halbuki sihirbazlar felah bulmazlar, dedi.”

Bunun gibi aynı şekilde bütün peygamberlere, küfrü inadi olanlar bu şekilde gördükleri mucizeler karşısında, aciz duruma düşüp verecek cevap bulamayınca sihirdir, diyerek iftira etmişlerdir.

İbn-i Asakir ve diğer bazı hadis kitaplarında geçen Hadis-i Şerif’te: “Allah’u Teâlâ’nın rahmeti benim halifelerime olsun. Ya Resûlullah Senin halifelerin kimlerdir dediler? buyurdu ki: Sünnetimi ihya eder ve insanlara da öğretirler,” diye geçmektedir. (Muhtar’ül-Ehâdîsîn Nebeviyye, Hadis No: 250, s. 186. Ramuz’ul-Ehadis, Hadîs No: 3633)

Yine Ebu Davud, Tirmizi ve diğer çok sayıda hadis kitabında; “Âlimler Peygamber varisleridirler,” diye geçmektedir. (Ebu Davud, Hadis No: 3157; Tirmizi, Hadis No: 2606[1])

Alimlerin Peygamberlerin varisleri ve halifeleri olduğuna dair bunlar gibi çok sayıda Hadis-i Şerif vardır. İşte Peygamberlerin halifeleri, varisleri olan bu büyük zatlar, peygamberlerin yaşantısını kendilerine örnek alan kişilerdir. Bu sebepten Allah’u Teala hazretleri de peygamberlerin başından geçen bazı hallerin benzerlerini bu büyük zatların da başından geçirmektedir. Peygamberlerin gösterdiği mucizeler gibi yeri ve zamanı geldiğinde din-i islam için bu peygamberlerin halifeleri de aynı şekilde keramet göstermişlerdir. Nasıl ki inadi olan kafirler peygamberlerin mucizelerine sihirdir, dedilerse; evliya ve kerametine inanmayan vahhabi zihniyetli kişiler de, gördükleri bu kerametlere hiçbir çıkış yolu bulamayınca aynı şekilde sihirdir, derler.

Bu alimler tarafından gösterilen veya zuhur eden keramet bizim dinimizde haktır. Nitekim bu hususta çok sayıda Âyet-i Kerime vardır.

Sure-i Al-i İmran, âyet 37’de Allah’u Teala buyuruyor ki: “Zekeriyya (Aleyhis-selam) Hz. Meryem’in odasına her girişinde, onun yanında yiyecek bulurdu. Bunlar sana nerden geldi? deyince Hz. Meryem: Allah tarafından gönderildi (cennet meyveleridir), derdi. Allah’u Teala, dilediğine hesapsız rızık verir.” Âyette geçen bu keramet hâşa sihir mi?

Yine Sûre-i Neml, Ayet 38-40’da geçtiği üzere:“Kendisine kitap ilmi verilen zat, Asaf b. Berhaya; Saba melikesi Belkıs’ın köşkünü uzak mesafeden (Yemen’den Kudüs’e) göz açıp kapayıncaya kadar getirmiştir. Süleyman(Aleyhis-selam) onu yanında hazır görünce bu rabbimin fazlıdır, diye hamd etmiştir.” Bu zatın gösterdiği keramet de hâşa sihir midir?

Yine Sure-i Kehf âyet 25-26’da Ashab-ı Kehf’in erdikleri kerameti Allah’u Teala şöyle haber vermektedir: “Ve onlar mağaralarında üçyüz sene durdular. Dokuz (sene) de arttırdılar.” Bu zatların üçyüz seneyi aşkın süre uyumaları da hâşa sihir miydi?

Sure-i Meryem âyet 22-26’da tafsilatlı olarak anlatıldığı üzere, “Hz. Meryem’in İsa (Aleyhis-selam)’ı doğurunca, orada bulunan kuru hurma ağacını sallamasıyla, anında o ağaç yeşerip meyve vermiştir.” Hâşâbu da mı sihirdir?

Buhari’de Enes (Radıyallahu anhu)’dan nakledildiğine göre, o şöyle buyurmaktadır: “Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi veselem)’in ashâbından iki kişi karanlık bir gecede Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in yanından çıktılar. Önlerinde meş’ale gibi iki ışık peydâ oldu. Birbirlerinden ayrılınca da evlerine varıncaya kadar her birinin yolunu bir ışık aydınlattı.” (Buhari, Salât 79; Menâkıbü’l–ensâr 13). Haşâ ashabın bu hali de sihir miydi?

İşte bu Hadis-i Şerif’te geçtiği gibi çok sayıda Hadis-i Şerif ve rivayetlerde de keramete dair nakiller yapılmış ve bu tevatür derecesine ulaşmıştır. Yani artık inkarı mümkün değildir.

Sonuç olarak Adem (Aleyhis-selam)’dan günümüze kadar, hak üzere olan bütün topluluklar, islam üzere olup hep aynı şeyleri savunmuşlardır. Küfür ehli de itirazlarında hep aynı şeyleri söylemişlerdir. Âyetler dikkatlice incelendiği zaman Rasululllah (Sallallahu aleyhi vesellem)’den binlerce yıl önce gelmiş olan peygamberlerin gösterdiği mucizelere de küfür ehli, sihirdir demiş, Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin gösterdiği mucizelere de kafirler, sihirdir diyerek karşı çıkmışlardır. Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in halifeleri olan ve günümüze kadar gelen evliyalarda görülen kerametlere de, aynı şekilde sihirdir, diyerek karşı çıkanlar olmuştur.

Küfür ehli olan bu insanlar, peygamberlerin ve evliyaların göstermiş oldukları bu olağan üstü hadiselerden dolayı cevap veremedikleri için sihirdir, diyorlar. Sihir ise, şeytani olan bir ilimdir. Sihri yapan kişi kafir olur. Kafir olan bir kişiye iblis, bu kadar harikulade haller gösterebilir, diyerek iblisin bunu yapabileceğine inanırlar. Allah’u Teala’nın sonsuz olan ilmiyle sevdiği kullara yani peygamberlerine ve evliyalarına böyle harikulade haller vereceğine inanamazlar. iblis, kendi sevdiği adamlarına sihri öğreterek harikulade haller yaptırır da; Allah’u Teala, sevdiği kullara olağan üstü haller ve daha İblis’in öğrettiği sihirden daha yüksek ilimler veremez mi? Elbette Allah’u Teala sevdiği kullarına çok daha a’lâsını verir. Bu sebebten dolayı daima hak batıla galip gelmiştir.

FOTOĞRAFLARTÜMÜ

Bilal Babam
Hilmi Babam