Mevzular ile ilgili Hadisler

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Sayfa 1/82
Sonraki Sayfa

Hacı Muhammed Bilal-i Nadir Hazretleri

 

            Bismillahirrahmanirrahiym     

 

Bilâl Babam: Hacı Muhammed Bilâl-i Nâdir Hazretleri Gaziantep'in İs­lahiye Kazası eski adı Erikli Belen, yeni adı Kozuluk köyünde 1895 tarihin-de dünyaya gelmiştir. Dedem Abdullah Efendinin erkek evlâdı yaşamıyor, tekrar evleniyor. Ondan da erkek evlâdı olmuyor. En son ilkeşinden Bilâl Babam dünyaya geliyor.

 

 

Dedem Abdullah Efendi, köyün en zenginlerinden ve sürü sahibi imiş. Yedi gün üst üstüne her gün bir koç kestirip mevlid o-kutmuştur. Çocuğun hayırlı ve uğurlu olması için zamanın en meşhur âlim­lerine dualar yaptırıyor. O zamanın en âlimine dedem "Çocuğun ismini ne koyalım?" diye soruyor. O zat "Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesel­lem)'in ve O'nun Müezzinin ismi olsun" diyor. «Muhammed Bilâl» koyuyor­lar. Dedemin okumuşluğu olmadığından Kur'ân Öğrenmesi için Babamı köy hocasına gönderiyor, okumasına çok gayret ediyor. O köy yayla olduğundan kışın çocuklar okumaya gidemiyor.

 

 

Fakat dedem her gün babamı atının ter­kisinde götürüp, getirip okumasını, yazmasını temin ediyor. Okumayı ve yazmayı tamamen öğrendikten sonra eve alıyor. Dedem babama her yemek sofrasında Kur'ân okutur, çocuk yaşında müezzinlik yaptırırmış. Sesi uzak­lara daha iyi duyulduğu için Ramazan ayında camide müezzinliği babama yaptırırlarmiş".

 

 

Babam onbeş yaşlarında iken dedem vefat ediyor. Evin ge­çimi babamın üzerine kalıyor. Tüccarlık, ticaret, çerçilik ve çiftçilik gibi çeşitli mesleklerde çalışıyor. Daha sonra  İznik'te medfun Eşrefoğlu Rumi Hazretlerinin "Müzekkî'n-Nüfus" Kitabı eline geçiyor. Bu kitap tari­kattan bahseder. Bu kitabı okuyor ve onunla amel ediyor. O kitabı okuduk­tan   sonra  Şeyh  aramaya koyuluyor.

 

 

Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta bir çok Şeyhlere gidiyor. Kalbini Mutmain edici (kendisini tatmin edici) bir Şeyh bulamıyor. Yine çok aşklı, terk-i dünya etmiş Sivas'lı Osman Efendi isminde bir dervişle tanışıyor. Babamın evinde kalıyor.

 

Babam: "Kardeş gibi olduk." diyor. Bununla bera­ber. Şeyh aramak için Suriye'ye gitmeye karar veriyorlar. Babam atına bini­yor. Bir kese mecidiye de alıyor. Hudut'a geliyorlar. Köyde bîr adamın sizi atla bırakmazlar demesi üzerine o adama atı, diğer birinin de para ilebırakmazlar demesi üzerine o kimseye de keseyi veriyor. O zamanda huduttan atsız, parasız geçersen serbest geçebiliyormuşsun.

 

Osman Efendi

 

      - Atı ve pa­rayı verme diye itiraz ediyorsa da Babam veriyor.

 

      - "Bizim niyetimiz, doğru ise at da, para da gelir,bizi bulur. Bunların hepsi Allahu Teâlâ'nın bizi de­nemesi diyor. Suriye'de de "Müzekkî'n-Nüfus" kitabındaki yazılan ve ara­dıkları vasıflara uygun bir Şeyh bulamayınca geri dönüyorlar, Köy ihtiyar heyeti atı ve parayı   alıp Babama iade ediyorlar. Kahramanmaraş'ta Nakş-i Şeyhi Abid Efendi'den ders alıyor. Mürid olarak müridi imiş gibi hizmetini görüyor.   Şeyh'i   imiş   gibi   müşkilini   hallediyor.

 

          Bunlardan  bir kaç  tane  örnek   verelim:

 

           Bilâl Babama Abid    Efendi soruyor:

 

       - Ben mana alemine geçiyorum, istiyorum ki orada kalabileyim. Ama orada kalamıyorum tekrar geri sahve çıkıyorum. Benim mana aleminde de­vamlı   kalamadığımın   sebebi   nedir?  

 

        Bilâl   babam   buyuruyor: Cami imamlığını sen   yapıyorsun   onu   başka  birisine yaptır. Hatm-i Haceyi   sen   çektiriyorsun   onu   da tarif et başka  birisi  çektirsin İhvanlarla çok   oturuyorsun,   onlarla   oturabilmek   için   bir   zaman   tayin   et  diyor. 

 

         Bilâl Babama:Sen  bunun  hakkında  ayet-hadîs   biliyor  musun? 

  •  

         Bilâl  babam:Bilmiyorum, diyor. Bilâl babam bunu bize anlattığı zaman 70 yaşın­da  vardı. Şimdi   olsa   hem   âyet   hem   hadîs okurum buyurdu.

 

          Abid   Efendi:Öyle  ise  ben  araştırayım  dedi  ve  araştırdı.  Bütün  alimler  Abid Efen­dinin sözü üzerine bu hususta hadis aramaya başladılar.  En  son bir âlim Bi­lâl   Babamın dediği hakkında  Hadîs-i   Şerîf bulduğunu  söyledi.

  •  
  • Peygamberi­miz (Sallallahu aleyhi vesellem):
    "Ey Ümmeti ashabım! Sizinle meşgul olduğum müddetçe hakikat ale­minden geri kalıyorum,"
  •  
  • buyuruyor.
  •  

        Abid  Efendi:  dünkü çocuk bunu biliyor, ben  bilmiyorum  diyor ve çok ağlıyor.

Bu sayfada kullanılan kaynaklar

Sayfa 1/82
Sonraki Sayfa