Nikah ve Cenaze
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Cenaze Evden Çıkarken Ölü Evinde Ağıt
Bütün dönüşlerimizin O’na olduğunu bilirizde, aramızdan birinin erken ayrılmasına tahammül edemeyiz. Çünkü ayrılık kıstasları, hissi ölçülerimiz dahilinde değerlendiriliyor. Halbuki, insan doğduğu günden öldüğü güne kadar, bir imtihan devresi geçirmektedir.
Bakın Allah’ın emrine rıza gösterenler nasıl yaparlardı.
Enes (radiyallahu anhu) diyor ki:
Ebû Talha (Radiyallahu anhu) evde yokken bir oğlu öldü. Karısı çocuğun ölüsünü evin bir tarafına kaldırdı. Ve kocasına yemek hazırladı.
Ebû Talha eve gelince çocuğu sordu. Karısı :
- Sükûnet buldu; umarım ki rahatladı, dedi.
Ebû Talha inandı ve yattı. Sabahleyin gusledip namaza çıkacağı sırada kadın kocasına çocuğun öldüğünü haber verdi.
Ebû Talha, Resûlullah (aleyhis selâm) la beraber namaz kıldıktan sonra hadiseyi Resûlullah’a haber verdi.
9- Resûlullah (aleyhis selâm) :
Umarım ki, Allah’u tealâ bu gecenizde sizin için çok hayır halkeder;buyurdu.
Ensar’dan bir zat :
Ebû Talha’dan dokuz oğlan gördüm. Hepsi de Kur’an okurlardı demiştir. (Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)
Görülüyor ki, musibet metanetle karşılanıp, üzüntü belirtilmezse, insan büyük mukafata nail olacaktır.
Çocuğun ölümü akşama yakın olup, defni mümkün olmadığından Kadın, kocasına keder vermemek için sabaha kadar haberi saklamıştır.
10- İbrahimez-Zeyyad (radiyallahu anhu) cenazesi hakkında ağlayan bir kimseyi gördüğü zaman şöyle dermiş:
Ey Kardeş! Sen, onun hakkında Allah’dan rahmet dile ve kendin için ağla. Zira bu meyyit üç şeyden kurtulmuştur :
1-Ölüm meleğini görmüş,
2-Ölüm acısını tatmış,
3-Son ânın kötü bir şekilde sonuçlanmasından emin olmuş. Sen ise henüz bu tehlikeleri atlatmış değilsin.
(İmam Şârânî- Tenbihul Muğterrin sayfa 211) Ömer Temizel tercümesidir.
Herhangi bir kimsenin ölen yakını için bağırıp çağırarak ağlaması ve üstünü başını yırtması doğru bir hareket değildir. (Yukardakı yazı Mukadder yolculuk Sayfa 94-95 arasından alınmıştır. )