Nikah ve Cenaze
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Cenaze İçin Tevhid Çekme
Biz bildiğimiz gerçekler neyse, onu da aşağıda yazacağız.
a) İsmi geçen bu günler hakkında bir ayet-i celile yok.
b) İsmi geçen bu günler hakkında bir hadis-i şerif yok.
c) İsmi geçen bu günler hakkında fıkhî bir görüş yok.
d) İsmi geçen bu günler hakkında ulemanın bir beyanı da yoktur.
Şimdi sevgili peygamberimiz (Sallal
lahu aleyhi vesellem)in şu hadis-i şerifine bakalım :
Ölünün mezardaki hali, imdat diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer. Boğulmak üzere olan kimse kendisini kurtaracak birisini beklediği gibi, meyyit de; babasından, anasından, kardeşinden ve arkadaşından gelecek duayı (sadakayı) gözler. Kendisine bir dua gelince, dünyanın hepsi kendisine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir. Allahu tealâ yaşayanların duaları sebebiyle ölülere dağlar gibi çok rahmet verir. Dirilerin de ölülere hediyesi onlar için dua ve istiğfar etmektir.
Şimdi delillere geçelim.
1) Bizden hayır-hasenat bekleyen bir ölüye, neden kırk veya elli iki gün sonra yardım elimizi uzatmayı düşünüyoruz?
2) Bu hareketimiz (bekle elli iki gün sonra sana yardım edeceğiz ) demek manasına gelmiyor mu?
3) Bu gün mali imkanlara sahipken; neden ölülerimize yardımcı olmuyoruz da; ilerisi bizce meçhul olan bir zamanı beklemekte fayda görüyoruz?
4) Sıhhatımız ve mali imkanlarımız müsaitken neden elli iki gün bekleyeceğiz?
5) İslamiyet bu günün işini yarına bırakma derken; bizim elli iki gün hayırlarımızı ertelememiz doğru mudur?
İmam-ı Gazali hazretleri Abdül aziz Debbağ ve Şah Veliyullah Dehlevi’ye göre :
Ölmeden önce ruh, bedene tabidir. Öldükten sonra ise, beden ruha tabidir. Yani bedenle ruh arasında kopmayan bir manevi irtibat mevcuttur.
6) Hayır ve hasenat, fakirlere yapılması gerekirken, zengin ve orta hallilerin yemek sofralarını doldurması doğru mudur?
Muhakkak ki bu ve buna benzer yüzlerce sorumuz birbirini takip eder yine de elle tutulur bir cevap bulunmaz !
( Yukarıda ki yazı Mukadder Yolculuk sayfa 214-219 arasından alınmıştır. )