Nikah ve Cenaze
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Cenaze Taşırken Zikrullah Etmek
Cenazeyi takip ederek arkasından gidenler için müstehap olan gizlice zikrullah, tesbih, tehlil, dua ve istiğfarla meşgul olup ölünün halini ve ehl-i dünyanın akıbetinin bu olacağını tefekkür ederek faydasız işlerden ve lüzumsuz sözlerden sakınmak, sağa ve sola bakmayıp önüne bakarak yoluna devam etmektir. Cenazede bulunmak vaktı, zikir vaktıdır. O vakıtta gaflette ve lâubali vaziyette b ulunmak hatadır.
35) Hadis Âlimlerinden Said bin Mansur’un rivayet etmiş olduğu üzere ekâbir ashabdan Abdullah bin Mes’ud (Radiyal-
lahu anhü) hazretleri, cenazeyi takip eden bir kimsenin güldüğünü görmüş ve ona hitaben :
Yazık sana ki, sen cenaze de gülüyorsun. Bu hatayı sende gördüğüm için bundan sonra seninle ebedî konuşmam. demiş ve konuşmamıştır. (Merak’ul-Felâh ve Tahtavî Sayfa 332; H. K. Sayfa 594: H. S. Sayfa 333)
Bid’atlardan biri de Cenaze ile beraber ekmek ve emsali yiyecek şeyler getirip ölüyü kabre defnettikten sonra mezarın başında taksim etmektir. Bazı yerlerde âdet olmuş, buna mezar yemeği diyorlar. Bazıları buna kefaret adı veriyorlar. Bu da mezmum bid’at ve mekruh bir iştir.
Bazı yerlerde de definden sonra Cenaze sahibinin evinin önüne geliyorlar. Cenaze sahibinin hazırladığı kıymalı Pide, meşrubat ve ayrıca lokum dağıtıyorlar. Bunlar yapılmazsa varisleri için “babaları için bir etli ekmek bile dağıtmadılar” diye dedikodu ediyorlar. Bunların hepsi de bid’attır ve mekruhdur. Halbuki bu yemeği evinde kimselere göstermeden muhtaçlara fakirlere yedirip tasadduk etse salih amel işlemiş olurdu. (İbn-i Saad Sayfa 835; Merak’ul Felâh ve Tahtavî Sayfa 332,333.)
Bu konu ilerde daha geniş yazılacaktır.