Nikah ve Cenaze

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


Nikâh Tazeleme

İmam efendi şöyle der:

Nikâhımızda şüphe vaki oldu ise, Nikâhımız altında bulunan hatunlarımız tarafından vekâleten, bizler tarafından asâleten eski mihr-i müeccel üzere aldık, kabul ettik.(Aldık kabul ettik sözü üç defa tekrar edilir.)

Zevvectü zevcectü iyyâye

(Bu da üç defa tekrar edilir.)

Kâbul tuhâ der. Sonunda İmam efendi Eûzu – Besmele çekerek Yatsı namazının mihrabisi olan  Âmener-Resûlü’yü (Sûre-i Bakara’nın son iki ayetini) okur.

 

Nikâh’ın üç şart vardır:

 

1) İcab,

2) Kabul,

3) Tarafeynin rızası,

 

İcab : Kıza gelip  şimdi zamanı­mızda mihir yerine geçen altın takma ve bunu bütün milletin duyması,

 

Kabul : Kız tarafının ve kızın rızası olup gelen dünürcüyü kabul etmesi,

 

Tarafeynin rızası :  Her iki tarafın da rıza göstermesi. Yaşı; yirmi ikiden aşağı on sekiz olursa, anne-babasının da haberi olur, evlenirler. İkisinin yaşı yirmi ikiyi geçmişse anne-babasının hiç haberi olma­dan  kendileri nikâhlarını bir imam’a iki şahit ile kıydırabilirler. Yaşı onsekizden aşağı olursa, kızın gönlü olmasa da babası-annesi münasip görüyorsa nikahı yapılır. Çünkü çocuk sayılır, çocuk geleceğini bilemez. Babası-annesi daha iyi bilir. Nikâhta veya vekilliği alınırken kıza sorul­duğu zaman sükût ederse rızası alınmış olur, nikâhı kıyılır.

 

Hadîs-i Şerif :  Sükut İkrardandır.

(Kütüb-i Sitte, Cild-17, HadisNo:6587)

 

Nikâh’ın sebebi,  Rüknü ve şartı vardır.

Nikâh’ın Sebebi: İnsan nev’inin bekasına mütealliktir.

Nikâh’ın Rüknü: İcab ve kabuldur. Tarafeynden biri, nefsimi veya müekkilimi veyahut kızımı sana tezvic ettim demesi, diğerinin de: “ben de tezevvüc eyledim veyahut nefsim veya müekkilim veya oğlum için kabul ettim” demesidir. İcab ve kabul kelimesi bulunmadan, mihir tesbit edilme­den, nikâh kıyılamaz.

Nikâh’ın şartı : Evlenecek erkek ve kadının şer’i bir manisi olmaması ve akit anında onların icab ve kabule dair sözlerini işiten hür, mükellef iki müslüman şahidin veya bir müslüman erkek ile iki müslüman kadın şahidin bulunması gerekir. Allah’u tealâ’nın, Resûlünün veya meleklerin şehade

ti ile nikâh kıyılmaz.

Nikâh’ın akdi: Mümkünse şeriatca yapılması uygun görülen hal Cum’a günü ve mescid içinde olmasıdır. İki bayram arasında dahi nikâh ve zifaf caizdir.

Nitekim Peygamberimiz (sallallahu

aleyhi vesellem) bir hadîs-i şerifinde :

“Nikâh’ı ilân edin, onu mescidler-

de yapın.”(Mişkat’ül Mesabih, Cild-2, Sayfa 174) buyuruyor.

Evlenecek kimse hür, bâliği erkek ile  hürre-i bâliğa kızın veyahut kadının nikâhlarının akdi, şahidlerin huzurunda kendilerinin hazır bulunmaları ile yapılabi­leceği gibi vekâletle de icra edilebilir.

Bir kimse iki tarafında velisi veya vekili olarak yahut bir taraftan asil  ve diğer taraftan  veli, yahut bir taraftan veli, bir taraftan vekil yahut hem vekil ve hem asil bulunarak nikâhın  iki tarafında da görevle­nebilir.

Bir kimse kendi fiiline, kendi işine şehadeti makbul değildir. Vekil  hem akid (nikahı yapan , akteden), hem şahit olamaz. Müekkilin  (vekil tayin olan)  müvekkil dahi hazır olursa bir şahidin bulunması yeterlidir.

Nikâh’ın Hükmü : Helâliyet, musa-heret (evlenme ile meydana gelen akrabalık) hürmeti verasettir. Evlenen kadın ve erkek aralarında şer’an evlemneye mezun (İzinli, izin almış) olupta nikahları kıyılınca birbir­lerinden müstefid (istifade etme) olur. Helâliyet budur.

Kitapta Ara

Kitap İndeksi