RAMAZAN’IN SON CUMASI KILINAN KAZÂ NAMAZI

RAMAZAN’IN SON CUMASI KILINAN KAZÂ NAMAZI

Bir kimse Ramazan’ın son cuması, cuma namazından sonra, akşam namazından başlayarak bir günlük namazı kazâ ederse, bunun bir yıllık namaza keffaret olacağı rivâyet edilmiştir. Bu hususta şu hadis nakledilmiştir:

مَنْ صَلَّى فِي آخِرِ جُمُعَةٍ مِنْ رَمَضَانَ الْخَمْس الصَّلَوَاتِ مَفْرُوضَةٍ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَضَتْ عَنْهُ مِنْ صَلَاةِ سنتهِ.مَا أَخَلَّ بِهِ

“Her kim Ramazan’ın son cumasında farz olan bir günlük beş vakit namazı kılarsa, daha önce geçirmiş olduğu bir yıllık namazın yerine geçer.”[1]

Bazı kimseler bu hadisin uydurma olduğunu iddia ederek, böyle bir uygulamanın yapılamayacağını söylemektedirler. Hâlbuki bu hadis ile amel etmenin kimsenin inancına bir zararı yoktur. Burada geçen namazı kılan kimse, Allah’tan bunun kabulünü ve sevabını umar. Bu hadisin, ne bir âyete ne de sahih olan diğer hadislere ters gelen bir tarafı yoktur. Ayrıca bu hadisin, uydurma olduğunu gösteren sünnetten bir delil de yoktur. Bu hadisin uydurma olduğunu iddia eden ve Ehl-i Sünnet çizgisinde olmayan Şevkâni bile, açıklamasında: ″San’a şehrinde bazı fakihlerce bu rivayet meşhurdur ve bunu uygulamaktadırlar″ diye itiraf etmiştir.″[2]

Bu hadislere benzer olarak diğer bir Hadis-i Şerif’te: ″Her kim, akşam namazından sonra altı rek’at Evvâbin Namazı kılar ve arasında dünya kelamı konuşmazsa, bu onun için on iki senelik ibadete denk tutulur”[3] diye buyrulmuştur. Hatta Allah’u Teâlâ: ″Kadir Gecesi, ondan başka olan bin aydan hayırlıdır″[4] diye buyurmaktadır. Bu delillere de baktığımız zaman, Ramazan ayına mahsus olan bu hadisin doğru olma ihtimali kuvvetlidir. Kişinin bu türden ibadetleri yapması, elbette onun üzerindeki farz olan yükümlülüğü kaldırmaz. Bir kimse ben her yıl Ramazan’da bu namazı kılarım, başka namaz kılmama gerek yok diyemez. Ancak bir kişi elinden geldiği kadar namazını kılar. Kasıt olmayarak kılamadığı veya hatırlamadığı namazlardan eksiği varsa, onların telafisi olarak da bu türden olan namazlardan kılar ve Allah’tan bunu kabulünü umar. İşte bu niyetle yapılan ibadetin de kimsenin itikadına bir zararı yoktur. Diğer zamanlar kazâ namazı kılmak isterse yine kılar.

Böyle bir şey olmasa bile, bu kimse en azından bir günlük namazını kaza etmiş olur. Eğer kazaya kalmış namazı yoksa da, bu yapmış olduğu ibadetin sevabını almış olur. Bu sebeple amellerin faziletlerine dâir ve ibadete teşvik türünden olan hadisleri inkâr ederek, insanları ibadetten uzaklaştırmak doğru değildir.

Bir Hadis-i Kudsî’de Allah’u Teâlâ: “Ben kulumun zannındayım”[5] diye buyurmuştur.

Bizler de, samîmi niyetlerle bu türden olan müjdeli hadislerle amel ederek, mükâfatını Allah’tan bekleriz ve Allah’u Teâlâ’nın da bizim iyi olan bu zannımızdan dolayı karşılığını en güzel şekilde vereceğini ümit ederiz.

Üstelik Ramazan’da yapılan her türlü ibadetin, diğer zamanlarda yapılan ibadetlere göre üstünlüğü vardır. Bu hususta çok sayıda Hadis-i Şerif nakledilmiştir ki, bunlardan bazıları şöyledir:

Hz. Aişe (Radiyallah anhâ) şöyle anlatmaktadır: “Ramazan ayının son on gününde Resûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem), ibâdetini daha da arttırırdı. Geceyi ihyâ eder, ailesini de uyandırırdı.”[6]

Ebû Umâme (Radiyallâhu anhu)’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te şöyle geçmektedir:

“Farz namaz, kendi ile evvelki namaz arasındaki günahlara kefarettir. Ramazan’da, kendi ile evvelki Ramazan arasındaki günahlara kefarettir. Cuma da, kendi ile evvelki cuma arasındaki günahlara kefarettir.”[7]

Cabir (Radiyallâhu anhu)’dan nakledilen bir Hadis-i Şerif’te de şöyle buyrulmuştur:

“Ramazan ayındaki cuma gününün diğer cumalardan üstünlüğü, Ramazan ayının diğer aylara olan üstünlüğü gibidir.”[8]

Abdullah İbn-i Abbâs (Radiyallâhu anhumâ) şöyle anlatmaktadır: "Resûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem), Ensâr’dan Ümmü Sinân adındaki bir kadına: "Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu?" diye sordu. Kadın: "Ebû fülânın (kocasını kasteder) sadece iki sulama devesi var. Biriyle o ve oğlu hacca gitti. Öbürü ile de ben kaldım arâzimizi suluyorum" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki: "Öyleyse Ramazan’da yapacağın umre, (kaçırdığın) bir haccın veya benimle beraber yapılan bir haccın kazâsıdır. Ramazan gelince umre yap. Zîrâ Ramazan’da ki bir umre hacca denk olur."[9]

 

[1] Bu hadis, benzer mânâda Hanefi Mezhebi’nin kaynaklarından olan Hidâye’nin şerhlerinde ve en-Nihâye adlı eserde de nakledilmiştir.

[2] Şevkânî, el-Fevâidü’l-Mecmû’a, Dâr’ul-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, s. 54.

[3] Sünen-i İbn-i Mâce, İkâmet’us-Salâ 113; Sünen-i Tirmizî, Salat 319.

[4] Sûre-i Kadir, Âyet 3.

[5] Sahih-i Buhâri, Tevhid 15; Sahih-i Müslim, Zikir, tevbe ve İstiğfar 1.

[6] Sahih-i Buhâri, Terâvih 6.

[7] Râmuz’ul-Ehâdis, 201/11; Yine bakınız: Sahih-i Müslim, Kitab’ut-Tahare 5.

[8] Kenz’ul-ummal, Hadis No: 21040.

[9] Sahih-i Buhâri, Hac 206; Sahih-i Müslim, Hac 222; Kütüb-i Sitte, IV, Hadis No: 1169.

FOTOĞRAFLARTÜMÜ

Bilal Babam
Hilmi Babam