Ümmül Hadis
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Bilal Babam'in Mevlid Vaazi
(Bilâl Babamın hocaya yazdığı mektup burada sona erdi.)
Mektubtaki at alıp satma mevzusu:
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) o ata, o paraya kıyamayıp veremediğinden veya dönmediğinden değil, ben atın bahşiresinden dönersem, bu ümmetime sünnet kalır der, yapılan pazarlıktan ve bahşireden herkes döner diye düşündü. Onun için dönmedi. Kesinlikle pazarlıktan dönülmesin. Ata sözü:
Öl söz verme, öl sözünden dönme derler.
İkinci: Tam güvenilir zat olursa, iki şahit yerine kabul edilirmiş. Bu hususta Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) hiç şahitsiz yaptığı mahkemede şahid gösterenleri ve şahitleri cezalandırdı. Sanığı serbest bıraktı.
Mesele şöyle:
Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) zina suçundan bir kadını mahkeme yaptı. Zina yaptı diye şahitler dinlendi, kadına recm cezası verildi. Gırtlağına kadar toprağa gömülüp taşla vurulup öldürülecekti. Bunu götürürlerken Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) evinin penceresinden baktı; mahkemeyi yanlış yaptınız. Kadın şuçsuz, şahitler suçlu, ben yeniden mahkeme yapacağım dedi. Tekrar mahkeme kuruldu. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) bu kadının çocukluğunu, hayatını çok iyi bilenlerden üç kişiyi mahkemeye aldı. Bu kadın Hindistanda filan aşirette, filan kabileden, anasının adı şu, babasının adı şu, felan yaylalıkta, filan gün dünyaya geldi.
Onlar:
- Evet aynen öyle. Yirmibeş yaşındaki kadının her sene başından geçen olayları saymaya başladı. Bunlar evet çok doğru dediler.
- Buraya kadar söylediklerimin hepsi doğru mu? Onlar:
- Evet dediler. Öyle ise zina meselesine gelince zinayı felan adam felan kadınla yaptı. Onların bir kaç şahidi var, benim yirmibeş şahidim var, dedi. Onları çağırdılar, inceledi. Onların zina suçunu şahidleri ile beraber meydana çıkardı. Bu kadın berat etti. Bu kadının yerine onları recm ettiler. O zaman Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) şöyle buyurdu:
«Levlâ Ali fehelekel numan»
(Hazreti Ömer'in bir adı da Numandır.) Eğer Ali olmasa Numan helâke gittiydi, katil olduydu dedi. (Berika, Cild 2, Sayfa: 91)
Yani Ali olmasa ben helâke gitti idim. Sözümüz Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in mahkemesinde Hakim; doğru büyük zattan bir şahidi, iki şahid yerine kabul ediyor. Ama Hazreti Ali hiç şahidsiz mahkeme yapıyor. Suçlu görünen suçsuzu berat, suçsuz görünen suçluyu cezalandırıyor. Buna ne Hazreti Ömer ne de ashabtan hiç birisi itiraz edemiyor. Eğer bu Hazreti Ali'nin yaptığı gibi olursa şahitsizde mahkeme olurmuş.
Hazreti Ömer'e felan Kadı (Hakim) şahidsiz mahkeme yapıyor dediler.
Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) tebdil kıyafet olup halktan normal bir adammış gibi o Kadı'nın (Hakim'in) bulunduğu şehre giderken yolda bir kör:
- Nereye gidiyorsun ? diye sordu.
- Kûfeye.
- Nerelisin?
- Medine'liyim.
- İsmin ne?
- Abdullah. Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) körü ata bindiriyor. Kendi iniyor. Şehre gelince attan in deyince kör bağırıyor.
- Atı benim elimden zorla alıyor . Halk yanına koşuyor, kör ata binince Hazreti Ömer'den atın rengini, yaşını, cinsini sormuş.
Şimdi de kör halka: