Ümmül Hadis
Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir
Fi Beyani Tarikat
Allahu Teâlâ'yı sevenler onunla sırdaş olurlar. Allah'ı seven çok zikir eder.
(Ramuzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 5614)
“Allah'ı sevmenin alâmeti, zikrullahı sevmektir. Allah'ı sevmemenin alâmeti, zikrullah etmeyi sevmemektir.”
Her kim Allahu Teâlâ'nın rızasında ise Allah'ı zikreder. İsterse namazı, orucu az ise de, Kur'an'ı az ise de, o kimse Allah'a mutidir. Her kim Allah'ı çok zikir etmiyor ise, o kimsenin namazı, orucu ve Kur'an'ı çok ise de Allahu Teâlâ'ya asidir. Şu Hadîs-i Şerife bak.
(Ramuzu'l-Ehâdis, Hadîs No: 5020)
“Her kim Allah'ı zikir ediyor ise namazı, orucu Kur'an'ı az ise de Allahu Teâlâ'ya mutidir. Her kim Allah'ı zikir etmiyorsa namazı, orucu, Kur'an'ı çok ise de Allah'a asidir” diye buyurmuştur.
Bu Hadîs-i şerifi okuyupta zikrullah etmeye yanaşmayan hocalara hayf olsun, vay halına. Zikrullahı çok eden bir ümmi çoban, zikrullahı çok etmeyen âlimden çok iyidir.
2- Rasullaha Muhabbet;
Şöyle gerektir ki; Rasûlullahı canından, malından, evlad-ı ayalından ziyade sevmektir. (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadîs No: 2069)
(Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 436)
“Bir âlimi seven, beni sevdi. Beni seven, Allahu Teâlâ'yı sevdi. Allah'ı seven cennete girer,”
Rasulullah'ı seven onun sünnetini canı gibi sever. Onun ümmetini sever, Onun üzerine salavatı şerife getirmeyi (çok) sever, onun yolu olan şeriatını, tarikatını, sever. Ashabını sever, dervişleri sever, evladını sever. Hadîsi şeriflerini sever. Medine-i Münevvereyi sever, Mekke-i Mükerremeyi sever, ona aşık olur. Aşık öyle gerektir ki; Rasulullah'ın sevgisinde kendini kaybetsin.
“Seven kimse sevdiğinin sevgisi ile kendi sıfatını yok ederse, sevgilisinin zatını kendi zatında isbat eder.”
Yani sevgilisinin ateşi ile yanıp, kendini mahveden, sevgilisini kendi zatında bulur. İşte Rasulullah Efendimize sevgi böyle olunca, onu kendi zatı ile maneviyatımızda buluruz, Sevgi böyle gerektir.
(Sure-i Taha, Ayet 47)
Ves-selâmü alâ menittebeal Hüdâ.
Selâm ise hidayete tâbi olan kimse üzerinedir.
Bu kitabın yazarı Hacı Muhammed Bilâl-i Nâdir Hazretlerinin yazdığı bu kısmın geri kalanını bütün aramalarımıza rağmen bulamadık. Yalnız kendisinin ayrıca yazdığı «Haza Kitabü Dürr-il maani fî adab-ul Hakikat» isimli kitapçığı bu son konumuzla ilişkisi olduğu için bu kısmın altına aldık. İnşaallah okuyucularımız bu bölümden gerekli şekilde istifade ederler. Bu kısımda yazılan italik yazılar daha önce Hacı Muhammed Hilmi Kutlubay Hazretleri tarafından incelenerek yazılmıştı.