Zuhürati Bilal Nadir 3

Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir


4. Şeyhi Olmayanın Şeyhi Şeytandır Sözüne İtiraz Edenlere:

Bilâl Babamın kendi el yazısı ile yazdığı, bizim bastırdığımız Cevahir-ül İslam isimli kitabın başına Bilâl Babamın tarikata nasıl başladığını izah edip, açıklarken Bilâl Babamın MÜZEKKİ-N-NÜFUS adlı tasavvuf kitabı eline geçer, onu okur, onunla amel eder. Bu kitapta:

            “Şeyhi olmayanın Şeyhi şeytandır” yazısını görür. O sebepten Şeyh arar. Bu söz Müzekki-n-Nüfus kitabını yazan EŞREFOĞLU RUMİ Hazretlerine aittir. Bu zat ise sıradan bir adam olmayıp, yazdığı kitabı Âyetle, Hadisle her sözünü tasdik ederek tasavvufu, tarikatı en ince noktasına kadar yazmıştır. Asırlardan beri bu kitap, elden ele, dilden dile zamanımıza kadar gelmiştir. Şimdi zamanımızda yeni yazı ile MÜZEKKİ-N-NÜFUS  kitabı basılmış olup, kitapçılarda mevcuttur. (Salah Bilici Yayınevi 38 No’lu İstanbul baskılı kitabın 7. Sayfasında) EŞREFOĞLU RUMİ Hazretlerinin hal tercümesi kısaca şöyledir:

            Eşrefoğlu Rumi Hazretleri ilk tahsilini İznik’te tamamlıyor. Bursa’da Sultan Mehmet Han dersanesinde tahsiline devam ediyor. Daha sonra bu Medresede Müderris Yardımcılığına yükseliyor. Bir çok medreselerde de ders vermeye başlıyor. Bu arada Bursa’da Ehlullah’tan Ebdal Muhammed adında bir veli ile tanışıyor. (Ebdal Arapça da Kırklara denir.) Bu zatın telkinleri ile zahir ilminin kafi olmadığını anlayarak tasavvuf yoluna girmiş olup, Emir Sultan adı ile anılan Halveti Meşayihi ile tanışır. Bu zatın da tavsiyesi ile Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Kuddise Sırrahul Celi Hazretlerine intisab etmiştir. Seyri sülukunu burada ikmal eylemiştir. Daha önce Akşemsettin Hazretleri ile Muhammediye kitabı yazarı Çanakkale’li Muhammed Yazıcızadenin ve Eşrefoğlu Rumi Hazretlerinin seyri sülukuna merkez olan

meşhur çilehane, Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Camii Şerifinin altında el yevm mevcuttur. Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin kızı Hayrunnisa hanımefendi ile evlenip, kendisine damat olmuştur.

            Eşrefoğlu Rumi Hazretleri manen kuvvet aldığı HAMA şehrinde Gavsul Âzam Hazretleri Pir Abdulkâdir-i Geylanî’nin torunlarından olan Şeyh Seyit Hüseyin HAMAVİ’ye Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri tarafından gönderilmiştir. Asıl manevi kemalini orada bulmuştur. Sonra doğum yeri İznik’e dönmüştür. Hazreti Pir’den sonra Kadiri Tarikatının ikinci piri (Piri Saniliğe) yükselmiştir. Vefatı Hicri 874, Miladi 1466’dır.

Tekkesi ve kabri şerifi halen İznik’tedir.

            Bu zatın Şeyhi Seyit Hüseyin HAMAVİ, onun şeyhi ve daha onun şeyhi elden ele 16’ncısı Hz. Ali Kerremallahu Veche, 17’ncisi Peygamberimiz (sav)’dir. 524 yıldan beri defalarca kitabı basılan bu zatın 11 adet daha kitabı vardır. En meşhuru ve tasavvuf ehlince çok sevilen Müzekki-n-Nüfus kitabıdır. Diğerleri sırası ile:

            1. Tarikatname

            2. İbadetname

            3. Mazeretname

            4. Delailün Nübüvve

            5. Fütüvvetname

            6. Elestname

            7. Hayretname

            8. Münacaatname

            9. Nasihatname

            10. Esraruttalibin

            11. Tacname’dir.

 

            Bizim bastırdığımız Bilâl Babamın “Cevahir-ül İslam” isimli kitabına Müzekki-n-Nüfus kitabında:

            “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” yazısını görüp şeyh aradığını yazmıştık. Buna karşı nasıl “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan olabilir” diye bazı müftü ve hocalar itiraz edip, kesinlikle, asla böyle bir şey olamaz diye bizi yalanlamaya kalkıştılar.

            “Şeyhi olmayanın Şeyhi şeytandır” sözünün Bilâl Babama veya bana aitmiş gibi her yerden sorular ve tepkiler geliyor. Bunun için bunu savunup izahını yazacağım inşallahu Teâlâ. Bunun üzerine cevaben Müzekki-n-Nüfus kitabının yazarının sıradan bir adam olmayıp Evliyaların Piri Şeyh Abdulkâdir-i Geylanî Gaddese Sırrahul Aziz’i geçtikten sonra ikinci pir sayılan “Piri Sani” diye anılan Eşrefoğlu Rumi Hazretlerinin 524 sene evvel yazdığı Müzekki-n-Nüfus kitabı defalarca basılıp, dağıtılıp, günümüze kadar gelmiştir. Şimdi tasavvufu, tarikatı, maneviyatı, ilmi hikmeti, ilmi ledünü, manevi alemleri ve buna benzer anlaşılması tasavvufça güç olan bir çok konuları en açık bir şekilde izah etmektedir. Her söylediği sözü Âyetle, Hadisle, Hadisi Kudsilerle isbat edip, Edille-i Şer’iyyeye tam uygun olarak yazmıştır. Aksini iddiaya mahal yoktur. Bu kitaba karşı gelmek bizzat Allah (cc) ve Resûlüne, Âyete ve Hadise, Edille-i Şer’iyyeye karşı gelmek demektir. Bu kitaba uymayan akıl, görüş her ne olursa olsun küfre varır. Bu kitabın 414’ncü sayfasından 429’ncu sayfasına kadar okursan nice Âyet ve Hadisler vardır ki, hepsi tam izah ediliyor. Ayrıyeten “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” ve “kimin üstadı yoksa şeytan ona üstad olur” yazısı aynı kitabın 419’ncu sayfasındadır.

“Kimin üstadı yoksa şeytan ona üstad olur” sözü Sultanül Arifiyin Şeyh Bayazıd-ı Bestami Hazretlerinden alınan ve bu sayfaya kaydedilen sözdür.

            Hocam, sen bunları inkar ediyorsun, amma iyi düşün bunlara Hazretleri deniyor. Daha sana Hazretleri denmiyor. Bunların sözlerinden, yaptıklarından 100 binlerce insan irşad oluyor veya faydalanıyor. Senin sözünle de Müslümanlar tefrikaya düşüyor. Bunların sözleri hep Âyet, Hadisle, senin sözlerin kulaktan kulağa duyma iledir. Hazreti Pir Abdulkâdir-i Geylanî deyince gayri Müslimlerden Müslüman edip, tarikata girdirdiğinin sayısı on binlerin üzerindedir. Diğerleri de onunkinin bir benzeridir. Onlar İslama bu kadar faydalı, biz ise sadece biz bizeyiz. Allah onların bu dünyada Himmeti, Maneviyatından, Ahirette de komşuluk şefaatinden ayırmasın. Amin.